O kadar çok insan ve o kadar çok kelime var ki! Kimilerimiz daha blogların amacını bile bilmezken kimilerimizse onları çoktantır kullanıyorlar.
Ben de çoktandır takip ediyordum takip etmesine ama teknik açıdan takip ediyordum. Bakalım Wordpress mi geçecek Blogger mı? Yoksa Blogcu mu atakta...
Gelgelelim kendimi kaptırdım Blogger'a. Önce bir dizi-öykü canlandı kafamda. Başladım yazmaya...
Ebedidünya Sonra Kitaplık...
Sonraları diğer yazarları takip etmeye blogçuları takip etmeye başladım. Hele ki Hayal Kahvem'de Molasıvermek çok eğlenceli. Afili Filintilar bambaşka... Tersninja, hem lisedaş ağabeyim, hem de hemşehrim...
Hayal Kahvem'i zaten daha öncesinden de görüp bildiğim bir blogtu. Nereden doğru gelmiştim o kahveye hatırlamıyorum ama (galiba hemşehrilikten doğru) çok zaman sonra bloguma ondan gelen olmuş. İçimde garip bir sevinç oluştu. Tanıdık bir isim tekrar gelmiş... O hatırlamaz. O zamanalar anonim gezer, okurdum sadece. Sonraları zamana, yoğunluğa yenik düşüp bıraktık, unutup gittik...Ama bir şekilde yine karşıma çıktı.
Gazetelerde neden "genç" yazar yok derdim hep. Burada gencin bendeki anlamı daha toy, kalemi yeni tutmaya başlamış yazarlardır. Öyle ki bırakmazlar ama editör ağabeyler! Çünkü onların "kitleleri" var ve mutlaka ünlü isimler olmalı! Bu şekilde dolaşırken Afili Filintilar patlak verdi iki üç sene öncesinde. Gençtiler, ancak yine benim sınıflandırdığım şekilde değil. Afili Filintalar, filinta gibi delikanlılar, filinta kalemlerle...
İşte hala yoktur, toy üniversiteli gençler ellerinde kalemleri köşelerindeki yazılarla...Bırakınız halk döve döve öğrensinler. Ancak buna da izin yok...
İşte o gün bu gündür, bu genç kalemlerin bir günlük gazetesi olsun isterim. Evet, evet ulusal bir günlük gazete!Büyük ağabeylerle beraber. Sadece İletişim Fakültesi'nden olmamalı bunlar. Zira kelimeler onların değildir. Haberciler olsun irili ufaklı. Beceriksiz, acemice haberler olsun gazetelerde. Ancak bu çocuk toyluğu ve saflığı ile bu gazeteye gönül versinler, kimseden de olmasınlar. Onlar kendi yollarını, kendi kalemleriyle, kendi kelimeleriyle çizsinler.
Belki fazla idealistim, evet. Varsın olayım. Bakarsınız ileride bir gün bu hayalimi gerçekleştirmiş bir biçimde karşınızda dururum.
Allah'tan internetimiz ve bloglarımız var! Ya bunlar da olmasaydı biz nasıl okurduk, nasıl duyardık birbirimizi.
Kelimelerle kalın.
Bu yazıyı yazarken Beethoven'dan 7. Senfoni'den bir kısım bana eşlik etti, size de okurken eşlik etsin.(Tabi okuyan olursa.)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Diğer bloğunuza yorum yazılmıyor haberiniz olsun. Gönderme çubuğu görünmüyor. Cesaret yazınızın altına şunu yazacaktım.
"Hoş deneme yazıları bunlar Voorrnk. Devamında güzel öyküler gelir bakarsınız. Ne dersiniz? Cesaret:)"
Kolaylıklar dilerim.
Hey! Demek hemşehriyiz vorrnk, o halde bir İzmit
öyküsü bekleriz:)) Hayırlı olsun. Gayet iyi gidiyor!
Yorum Gönder